Dergi Detay

Dergi Resmi

Dil ve Edebiyat Araştırmaları (20. Sayı)

Dergi Ücretsizdir

Dil ve Edebiyat Araştırmaları dergisinin 20. sayısı (Ekim 2019) ile karşınızdayız.
On yıl, yirmi sayı. Başta dil ve edebiyat dünyası olmak üzere Sosyal
(Beşerî) Bilimler alanına da çok iyi bir katkı sunduğumuzu umut ediyoruz. 2010
yılında yayım hayatına başlayan dergimiz onuncu yılını geçmiş durumda.
Uluslararası alan indekslerinde taranan akademik hakemli bir dergi olan
Dil ve Edebiyat Araştırmaları hem basılı hem de TÜBİTAK-ULAKBİM Dergi-
Park Açık Dergi Sistemleri üzerinden elektronik olarak ulaşılabilen bir dergidir.
Bu vesile ile dergimize makale gönderecek bilim insanlarının sistem üzerinden
yüklemelerini, yine hakem olarak görev yapacak değerli bilim insanlarının sistem
üzerinden dergimize üye olmalarını bekliyoruz.
Dergide, dil, edebiyat, folklor, kültür, halk edebiyatı, çeviri bilimi, dil ve
edebiyat eğitimi gibi çeşitli alanlardaki makalelere yer verilmektedir. Yayın dili
Türkçe olmakla beraber her sayıda belli ölçüde İngilizce, Fransızca, Almanca,
İtalyanca, Rusça, Arapça ve Farsça makaleler de kabul edilmektedir.
Bu sayıda on beş makale ve iki kitap tanıtımı yer almaktadır. Derginin bu
sayısında romandan sözlü kültüre, Türkçeye tercüme edilen Farsça kaynak eserlerden,
dil ve edebiyat eğitimine kadar uzanan oldukça geniş konu yelpazesinde
makalelere yer verilmiştir.
Bu sayımızda yer alan çalışmalardan ilki Halim Kara’nın, “Ahmet Hamdi
Tanpınar’ın Savaş Eleştirisi: Huzur’da Savaş, Istırap ve Birey” başlıklı makalesidir.
Makalede, Tanpınar’ın Huzur romanı, savaş deneyimi ve bu deneyimin
toplum ve modern birey üzerindeki travmatik etkisi çerçevesinde incelenmiştir.
Yazıda, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla
sonuçlanan büyük savaşların dehşetine tanıklık eden yazarın eserlerinde
bu savaşların toplum ve bireyler üzerindeki olumsuz etkisine işaret edildikten
sonra, roman başkişisi Mümtaz’ın kişiliğinin oluşumundaki belirleyici
rolünü nasıl sorunsallaştırdığı tartışılıyor. Erhan Berat Fındıklı tarafından kaleme alınan “Cezaevinde Mahkûm
Bedeninin Disipliner Örgütlenmesi: Biyopolitik Mekân, Duyumsama, Kural
ve İhlal (1923-1953)” başlıklı çalışmada, Michel Foucault’nun disiplin, Erving
Goffman’ın total kurumlarda sembolik etkileşim, Marshall McLuhan’ın
akustik mekân kavramı, David Le Breton’un ten/deri ve bireyin kendi kendini
yaralaması üzerine geliştirdiği düşüncelerden oluşan bir kuramsal çerçeveden
hareketle söz konusu mekânlarda total kurumun bedene yönelik öngördüğü
disipliner uygulamalar ile yaşanan/karşılaşılan durumlar arasındaki fark; bedenin
şekillendiği fiziksel, materyal, psişik, sosyal ve kültürel ortam analiz
edilmekte; mahkûm bedeninin hangi psiko-sosyo-mekânsal müdahalelere konu
olduğu, beden, benlik ve mekân deneyiminin nasıl şekillendiği sorularına cevap
aranmaktadır.
“Fatih-Harbiye Uyarlamarı Etrafında Romandan Televizyona Uyarlama
Meselesi” adlı makale ise Mehmet Samsakçı - Şeyma Gül Karaçam tarafından
kaleme alınmıştır. Çalışmada Fatih-Harbiye uyarlamaları örneği üzerinden
televizyon izleyicisinin bu uyarlama meselesine yaklaşımını ortaya koymaktadır.
Romanın 1990 ve 2013 yılı yapımları, sosyal ve kültürel hayattaki değişimlerin
uyarlamaya etkisi, izleyici beklentileri, reyting kaygısı gibi meseleler
tartışılarak göstergebilimsel çözümleme yöntemi ışığında incelenmiştir.
Yakup Öztürk’ün kaleme aldığı “Sermet Muhtar Alus ve Türk Tiyatrosu”
çalışmada ise ömrünün son yirmi yılını her gün gazetelerde geçmiş zamanların
İstanbul’unu yazmaya adamış Sermet Muhtar Alus’un gazete yazılarına yansıyan
tiyatro toplulukları, figürleri ve olayları değerlendirilmiştir. Sonrasında,
Türk ve gayrimüslim sanatçıların Alus’un yazılarına yansımaları, yabancı
tiyatro topluluklarının faaliyetleri ve tiyatro, Karagöz, meddah sergilerine
mekân olmuş yapılardan söz edilmiştir.
“Uzun İhsan Efendi’nin Monolojik Sesi: Puslu Kıtalar Atlası” adlı çalışmada
Selçuk Atay, Anar’ın romanları üzerine yapılan pek çok çalışmanın,
fantastik ögelerin ve postmodern kurgu unsurlarının tespiti gibi genel geçer betimleme
çalışmaları etrafında toplandığına işaret ederek esas olarak sanatkârın
romanlarındaki dili kullanış biçimi veya romanının yapısal özelliklerinin oluşumu
üzerine çok az şey söylendiğini vurgular. Makalede İhsan Oktay Anar’ınPuslu Kıtalar Atlası adlı romanı Mihail Bahtin’in monolojik söylemi etrafında
tahlil edilmiş ve monolojik söylemin ortaya çıkardığı yapı ince lenmiştir.
Ahmet Naim Çiçekler’in kaleme aldığı “Isaac Barrow’un Kaleminden
Türklerde Batıl İnançlar/Hurafeler/Halk İnanışları” başlıklı makale ilginç bir
konuyu tartışmaktadır. Çalışmada 17. yüzyılda yaşamış bir matematikçi ve teolog
olan Isaac Barrow’un 1656-1658 yılları arasında seyahatinin merkezinde yer
alan İstanbul’da kaleme aldığı eserlerinde geçen batıl inançlar konu edilmiştir.
Bu sayımızda da Klasik/Divan edebiyatına ait makaleler yer almaktadır.
Bunlardan ilki Turgay Şafak’ın “Ali Nihad Tarlan’ın Farsça Yayımlanmış Çalışmalarına
Dair Bilgiler ve Nâilî İle İlgili Bir Eserinin Türkçe Tercümesi” adlı
çalışmasıdır ki, iki bölümden oluşan bu makalenin ilk bölümünde Ali Nihad
Tarlan’ın Türkiye dışında Farsça olarak yayımlanan çalışmaları hakkında bilgi
verilmiştir. İkinci bölümde ise Nâilî hakkında İran’da Farsça olarak yayımlanmış
ancak Türkçesi olmayan eser Türkçeye tercüme edilerek ilim dünyasına
kazandırılmıştır.
Necdet Tosun’un “Osmanlı Döneminde Farsçadan Türkçeye Tercüme
Edilen Bazı Mühim Tasavvufî Eserler” başlıklı makalesi de literatür alanına
önemli katkılar yapacak bir çalışmadır. Makalede, Osmanlı döneminde Farsçadan
Türkçeye tercüme edilen tasavvufi eserlerin önde gelenleri toplanıp bir
araya getirilmiş, böylece konuya ilgi duyan kişilere ve araştırmacılara önemli
bir kolaylık sağlanmıştır. Ayrıca makalede, Osmanlı döneminde hangi tasavvufi
eserlerin Türkçeye tercüme edildiği, tercümelerin hangi coğrafyalardan (İran,
Orta Asya, Hindistan vs.) yapıldığı, 15. yüzyıldan sonra tercümeye konu olan
eserlerin İran’dan ziyade Orta Asya ve Hindistan’a kaymasının sebepleri gibi
problemlerin cevabı aranmıştır.
“Ali Şîr Nevâî ile Fuzûlî’nin Leylâ ve Mecnûn Mesnevilerinin Karşılaştırılması”
başlıklı çalışmada İbrahim Akyol, 15. yüzyılda yaşamış ve
Çağatay Türkçesinin en büyük şairi kabul edilen Ali Şîr Nevâî’nin 1484’te
yazdığı Leylî vü Mecnûn Mesnevisi ile 16. yüzyılın en büyük şairlerinden olan
Fuzûlî’nin 1537’de tamamladığı Leylâ ve Mecnûn Mesnevisi karşılaştırılmıştır.
Mesnevilerin önce özetleri verilmiş, daha sonra yapı ve konu bakımından
karşılaştırması yapılmıştır.
Klasik edebiyat alanında bir başka makale ise Özlem Düzlü’nün “Klasik
Türk Şiirinde Bir Mûsikî Unsuru Olarak “Tîr/Ok” başlıklı incelemesidir. Çalışmada,
“tîrin/okun” farklı bir kullanımına dikkat çekmek üzere kaleme alınmış
ve bir mûsikî unsuru olarak “tîrin/okun” şiir metinlerinde hangi özellikleriyle ve
ne şekilde yer aldığı ortaya konmaya çalışılmıştır.
Dergimizde dil becerileri, Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi gibi alanları
kapsayan çalışmalar da yer almaktadır. Bunlardan ilki Deniz Melanlıoğlu tarafından
kaleme alınan “Üniversite Öğrencilerinin Akademik Dinleme Becerileri
Üzerine Bir Araştırma: Ders Ne Zaman Bitecek? Sıkıldım!” başlıklı makaledir.
Bu çalışmasında yazar, dinleme problemlerinden biri olarak nitelenen akademik
dinleme becerisini üniversite öğrencileri özelinde ele almaktadır. Üniversite
eğitimine devam eden öğrencilerin akademik dinleme becerilerindeki yeterlik
düzeylerine ilişkin algıları, nitel araştırma yöntemlerinden fenomenografi
yardımıyla belirlenerek bir durum tespiti yapılması amaçlanmıştır. Araştırmada
farklı alanlarda öğrenim gören üniversite öğrencilerinin akademik dinleme becerilerinin,
dinleyiciye ve konuşmacıya bağlı faktörlerin yanı sıra dinleme ortamından
da etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır.
“Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ve Öğretmenliği Programlarında Medyanın
Yeri” başlıklı makale ise Ayşe Derya Eskimen tarafından kaleme alınmıştır.
Araştırmada, Türk Dili Edebiyatı ve Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği
lisans programlarında sinema, edebiyat ve medyaya yönelik derslere yer verilme
durumu ele alınmıştır. Çalışmada özellikle üzerinde durulan medya alanı,
filmler olmuştur. Edebî metinler ve filmlerin bir arada ele alınması yoluyla öğrenciler,
hangi seviyede olursa olsun empati kurma, eleştirel düşünme, yaratıcı
düşünme, iletişim kurma, araştırma, problem çözme, karar verme, görsel okuma
gibi birtakım katkılar elde etmektedir.
Olena Kozan’ın “Rus Dilinde Etnonimler: Biçimsel ve Anlamsal Özellikler”
çalışması ise farklı bir konuya eğilmektedir. Etnonimler gerek art zamanlı
gerekse eş zamanlı olarak incelenebilmektedir. Art zamanlı inceleme, etnonimin
ne zaman ortaya çıktığı, etnonimin anlamının ne olduğu ve zamanla değişip değişmediği
gibi sorular üzerinde durmaktadır. Etnonimlerin art zamanlı incelenmesinin
tarih araştırmaları için son derece önemli olduğu anlaşılmaktadır. Bu
çalışmada çağdaş Rus dilindeki etnonimlerin eş zamanlı çözümlemesi yapılmış
ve bu birimlerin biçimsel ve anlamsal özellikleri betimlenmiştir.
Elif Toprak Sakız tarafından İngilizce olarak kaleme alınan “Doris
Lessing’in “19 Numaralı Oda’ya” Öyküsünde Dilin Özne Üzerindeki Gücü”
başlıklı yazıda Lacancı psikanaliz ve ilgili terminoloji çerçevesinde, Doris
Lessing’in “19 Numaralı Oda’ya” adlı öyküsünde yer alan kadın kahramanın
özne olma süreci üzerinde dilin baskın rolü incelenmiştir. Susan Rawlings’in,
Fransız filozof Jacques Lacan’ın terminolojisiyle, ‘özne’ olma arzusunu gerçekleştirmedeki
başarısızlığı ele alınmaktadır.
Bu sayımızda yer alan son makale ise sözlü tarih çalışmalarıyla ilgilidir.
Hasan Demirhan’ın “Bulgaristan’ın Asimilasyon Politikalarına Karşı Alvanlar
(Yablanovo) Direnişi (17-18-19 Ocak 1985)” başlıklı çalışmasında yakın dönemde
Bulgaristan’da Türklerin yaşadığı baskı, göç ve sürgün gibi konulara
ışık tutmaktadır.
Her sayımızda yer verdiğimiz kitap tanıtımı bölümünde Abdulfettah
İmamoğlu’nun “Pierre Brunel & Claude Pichois & André-Michel Rousseau,
Qu’est-ce que la littérature comparée?” ve İsmail Turan’ın “Türk Postmodern
Anlatılarında Modernizm Eleştirisi Üzerine” yazılarına yer verilmiştir.
Hem okuyucuların hem de bilim insanlarının dergimize gösterdiği yoğun
ilgiden dolayı öncelikle şükranlarımızı arz ediyoruz. Yirminci sayıya ulaşan
dergimiz vesilesiyle başta Türkiye Dil ve Edebiyatı Derneği Genel Başkanı Sayın
Ekrem Erdem olmak üzere, yönetim kuruluna, dergimizin bilim ve istişare
kurulunda yer alan değerli bilim insanlarına, yazarlarımıza ve görev alan hakemlerimize
teşekkürü bir borç biliyoruz. Onları katkı ve destekleriyle daha
güzel ve yeni sayılarda buluşmak dileğiyle…

Editör
Doç. Dr. Ahmet KOÇAK