NAZIM HİKMET

NAZIM HİKMET

03/06/2026

“Aynı, daldaydık, aynı daldaydık

Aynı daldan düştük ayrıldık.

Aramızda yüz yıllık zaman,

                          yol yüzyıllık."

 

Şair Nazım Hikmet’i ölümünün sene-i devriyesinde saygıyla yâd ediyoruz.

Ekrem ERDEM
Genel Başkan

 

NAZIM HİKMET (1902-1963)

30 Kasım 1901’de babası Hikmet Bey’in görevli bulunduğu Selânik’te doğdu. Asıl adı Mehmet Nazım olup sonradan Ran soyadını almıştır. Valilik yapan büyükbabası Mehmed Nâzım Paşa’nın şiirle de uğraştığı bilinmekte, ressam olan annesi Ayşe Celile Hanım tarafından soyu Polonya asıllı Mustafa Celâleddin Paşa’ya (Konstantin Borjenski) dayanmaktadır. İlk öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Mekteb-i Sultânî’nin hazırlık sınıfından sonra (1914) üç yıl devam ettiği Nişantaşı Sultânîsi’nden Heybeliada Bahriye Mektebi’ne geçti. Burayı bitirip güverte subayı olduysa da sağlık sebebiyle ordudan ayrıldı (1920). İşgal altındaki İstanbul’dan birkaç arkadaşıyla birlikte Ankara’ya giderken İnebolu’da tanıştığı Spartaküsler’in Sovyet yanlısı sosyalist düşüncelerinden etkilendi. Öğretmen olarak tayin edildiği Bolu’dan arkadaşı Vâlâ Nurettin ile beraber Trabzon ve Batum üzerinden Moskova’ya gitti. Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde ekonomi ve toplum bilimi alanında öğrenim gördü (1922-1924). Ekim 1924’te yine gizlice ülkeye döndü ve Türkiye Sosyalist İşçi-Köylü Partisi’nin yayın organı Aydınlık dergisinde çalışmaya başladı. Bu arada Türkiye Komünist Partisi’nin Ocak 1925’te yapılan kongresine katıldı, polis tarafından izlenmeye başlanınca İzmir’e geçti. İstiklâl mahkemelerinde başlayan yargılamalar dolayısıyla tekrar Moskova’ya kaçtı (Haziran 1925); gıyabında on beş yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cumhuriyet’in 5. yıl dönümü münasebetiyle çıkarılan aftan yararlanmak üzere Temmuz 1928’de Türkiye’ye girerken yakalanıp bir süre tutuklu kaldı. Aktif politikadan uzak durup mücadelesini devrimci bir şair olarak sürdürme kararıyla Resimli Ay dergisinde çalışmaya başladı, ancak arkadaşları onu yeni kurulan gizli komünist partisinin sekreterliğine getirdi. Şiirlerinde sınıf edebiyatı yaptığı gerekçesiyle açılan davadan beraat etti (1931). Komüntern kararlarını eleştirmeye kalkışınca partiden uzaklaştırıldı (1932). Bu arada hakkında açılmış davalarda çarptırıldığı cezalardan bir buçuk yıl hapis yattıktan sonra Cumhuriyet’in 10. yılında çıkarılan aftan yararlanıp hapisten kurtuldu (1934). 1935’te Piraye ile evlenince geçimini sağlamak üzere Orhan Selim imzasıyla Tan ve Akşam gazetelerinde yazılar yazmaya, İpek Film Stüdyosu’nda çalışmaya başladı. Stalin karşıtlığı sebebiyle Türkiye Komünist Partisi’nden çıkarılarak kara listeye alındı. Bir ara komünistlik suçlamasıyla on üç kişiyle birlikte tutuklandıysa da tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı (1936). Ardından orduyu ihtilâle teşvik ettiği iddiasıyla yargılandığı iki ayrı davadan toplam yirmi sekiz yıla mahkûm edildi (Ağustos 1938). Cezasını İstanbul Sultanahmet, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde çekerken yurt içi ve yurt dışında hapisten çıkarılması için kampanyalar başlatıldı. Çıkarılan af kanunu ile cezası indirilince on iki yıl yedi ay sonra serbest kaldı (Temmuz 1950). Bu arada şöhreti Türkiye dışına yayıldı; Varşova’da toplanan Dünya Barış Kongresi’nce ödüle lâyık görüldü. Askere alınma kararı üzerine bir komplo endişesiyle 1951’de Romanya üzerinden gizlice Moskova’ya geçti. Ağustos 1951’de Türk vatandaşlığından çıkarıldı. Bu tarihten itibaren çeşitli ülkelere seyahatlerle geçen yeni bir dönem başladı. Önce Berlin ve Sofya’ya gitti, Viyana’da Dünya Barış Kongresi’ne katıldı ve açılış konuşmasını yaptı. Prag’da Uluslararası Barış ödülünü aldı, oradan Pekin’e geçti. Polonya seyahati sırasında Borjenski soyadıyla adına bir kimlik çıkartıldı (1952). Sovyet bürokrasisindeki yozlaşmayı ağır bir dille eleştiren İvan İvanoviç Var mıydı Yok muydu? adlı oyunu Moskova’da kısa sürede sahneden kaldırıldıysa da (1957) Çekoslovakya, Bulgaristan ve Doğu Almanya gibi ülkelerde birçok defa sahnelendi. 1961’de Sovyetler Birliği pasaportuyla Asya-Afrika Yazarlar Birliği konferanslarına katılmak üzere Kahire’ye (1962) ve Tanzanya’ya (1963) gitti. 3 Haziran 1963’te Moskova’da kalp krizinden öldü.

Eserleri. Şiir: 835 Satır (İstanbul 1928), Jokond ile Si-Ya-U (İstanbul 1929), Varan 3 (İstanbul 1930), 1+1=1 (İstanbul 1930, Nail V. ile birlikte), Sesini Kaybeden Şehir (1931), Benerci Kendini Niçin Öldürdü (İstanbul 1932), Gece Gelen Telgraf (İstanbul 1932), Portreler (İstanbul 1935), Taranta Babu’ya Mektuplar (1935), Simavna Kadısıoğlu Şeyh Bedrettin Destanı (1936), Kurtuluş Savaşı Destanı (İstanbul 1965), Saat 21-22 Şiirleri (haz. Memet Fuat, 1965), Dört Hapishaneden (İstanbul 1966), Rubailer (haz. Memet Fuat, İstanbul 1966), Yeni Şiirler (Ankara 1966), Memleketimden İnsan Manzaraları (haz. Memet Fuat, I-V, 1966-1967), Son Şiirler (İstanbul 1970), Yatar Bursa Kalesinde (İstanbul 1988), İlk Şiirler (İstanbul 1989). Oyun: Kafatası (İstanbul 1932), Bir Ölü Evi yahut Merhumun Hanesi (1932), Unutulan Adam (1935), İnek (İstanbul 1965), Ferhat ile Şirin (İstanbul 1965), Enayi (Ankara 1965), Sabahat (İstanbul 1966), Ocak Başında-Yolcu (1966), Yusuf ile Menofis (İstanbul 1967), Demokles’in Kılıcı (İstanbul 1974), İvan İvanoviç Var mıydı Yok muydu? (İstanbul 1985), Kafatası (Ocak Başında, Bir Ölü Evi, Unutulan Adam, Bu Bir Rüyadır, İstanbul 1989), Ferhad ile Şirin (Yolcu, Sabahat, Enayi, İstanbul 1989), Yusuf ile Menofis (Allah Rahatlık Versin, Evler Yıkılınca, İnsanlık Ölmedi Ya, İvan İvanoviç Var mıydı Yok muydu?, İstanbul 1990), Demokles’in Kılıcı (İstasyon, İnek, Tartüf-59), Kadınların İsyanı (Yalancı Tanık, Kör Padişah, Her Şeye Rağmen, İstanbul 1990). Roman: Kan Konuşmaz (1965), Yeşil Elmalar (1965), Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim (İstanbul 1966). Hikâye: Hikâyeler (İstanbul 1991). Masal: La Fontaine’den Masallar (Ahmet Oğuz Saruhan adıyla, 1949), Sevdalı Bulut (1967), Masallar (Orman Cücelerinin Sergüzeşti, Sevdalı Bulut, İstanbul 1991). Yazılar: İt Ürür Kervan Yürür (İstanbul 1936), Alman Faşizmi ve Irkçılığı (çeviri, derleme, İstanbul 1936), Millî Gurur (İstanbul 1936), Sovyet Demokrasisi (1936), yazılarının yeni bir düzenlemeyle yapılan toplu basımı Sanat, Edebiyat, Kültür, Dil (İstanbul 1991), Yazılar 1924-1936 (İstanbul 1991), Yazılar 1935 (İstanbul 1991), Yazılar 1936 (İstanbul 1991), Yazılar 1937-1962 (İstanbul 1992). Mektuplar: Kemal Tahir’e Mahpusaneden Mektuplar (Ankara 1968, Mapusane’den Kemal Tahir’e Mektuplar adıyla, Ankara 1973), Cezaevinden Memet Fuat’a Mektuplar (İstanbul 1968), Bursa Cezaevinden Vâ-Nû’lara Mektuplar (İstanbul 1970, 1986), Nazım’ın Bilinmeyen Mektupları (Adalet Cimcoz’a Mektuplar, haz. Ş. Kurdakul, 1986), Piraye’ye Mektuplar (haz. M. Fuat, II. cilt, İstanbul 1988).

 

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi

Galeri