Dergi Detay

Dergi Resmi

Dil ve Edebiyat (178. Sayı)

Dergi Ücretsizdir

Dergicilere Dair Hasbihâl

Son zamanlarda dergilere ve sorunlarına dair pek çok metin yazılıp çizildi. Dergiler toplumların yaşama tercihlerini, siyasî ve sosyolojik değişimlerini, toplumun gelişim seviyesini doğal olarak ortaya koyan ve geleceğe aktarılmak üzere kayda alan en önemli yayınlardandır. Burada 17. asır Avrupa’sı ile 19. yüzyıl Osmanlı Devleti’nde tanık olunan dergicilik tarihini not etmeyeceğiz. Cumhuriyet'in ilanından sonra sayı ve çeşitlilik bakımından artış gösteren dergiler, nitelik ve muhtevada belirgin bir sıçrama yapamadılar. Bu durumu değerlendirirken dönemin ekonomik yetersizliklerini de göz önünde bulundurmak gerek. Savaştan çıkan ülke insanının siyasî, fikrî, mizahî ve en çok da edebî gücünü görme bakımından bu dönemin dergileri ayrı bir önem arz eder.
Edebiyat, kültür ve düşünce hayatımızda 30’lu ve 40’lı yıllara oranla 1950’li yıllar ve sonrası dergicilik açısından zengin bir tarih aralığı olarak karşımıza çıkar. Bu yıllarda İstanbul ve Ankara aydınları arasında fikrî, ideolojik ve edebî bakımdan görünmez bir yarış ve çekişmeden de söz edilebilir. Büyükdoğu, Hareket, Serdengeçti, Hilâl … dergileri bu tarihlerde yayımlanan ve bir kısmı ekol haline gelen yayınlar olmuştur.
1950-1960 yılları arasında yukarıda zikredilen dergiler dışında kalan Dost, Forum, Hisar, Mavi, Pazar Postası, Seçilmiş Hikâyeler, Ufuklar, Varlık, Yeditepe ve Yücel gibi dergilerin de yeni şair ve hikayecilerin yetişmesinde, dönemin siyasî, edebî ve kültürel tartışma ortamlarına farklı katkılar verdikleri ve kültür hayatımıza farklı sesler kazandırdıkları gözlemlendi.
1960 sonrasında kendilerini açıklıkla Müslüman olarak niteleyen yazar, şair, düşünce adamları ve yayıncılar hayatımıza girdi. Diriliş, Edebiyat, Mavera ve Düşünce dergileri Türkiye’deki düşünce ve edebiyat çevrelerinde yeni bir fikrî dünyanın mümkün olduğunu ortaya koydu.
Dünyayı ideolojik olarak uyaran 1968 sonrasında yayın ve yayıncılık hayatımıza bir hareketlilik geldi. Bu tarihten itibaren yayın ve yayıncılık merkezi olan İstanbul’un tekeli kırıldı ve Ankara, İzmir, Konya, Eskişehir, Malatya gibi Anadolu’nun farklı pek çok merkezinde yeni yayınevleri kuruldu.
Türkiye'de 1970-1980 yılları arası düşüncenin, dilin, edebiyatın her alanının ideolojilere teslim edildiği bir tarih aralığıdır. Kullanılan kelimelerin, okunan eserlerin kimlik tanımlama aracına dönüştüğü bu yıllar siyasî bunalım, gerilim, ayrışma ve ötekileşmelerin yaşandığı bir dönem olarak tarihteki yerini aldı.
Bu yüksek gürültülü ortamda edebiyat dünyasında Eleştiri, Mavera, Yazko Edebiyat, Milliyet Sanat, Sanat Emeği, Sanat Olayı, Türk Edebiyatı, Türkiye Yazıları, Yansıma, Yarına Doğru, Yeni A ve Yeni Adımlar dergileri farklı düşünce çevrelerinin sesleri olarak ortamda boy verdi.
1980’li yıllar edebiyat ve düşünce adına çıkan dergilerde nitelik/muhteva açısından kayıpların yaşandığı bir dönem olmuştur. Sol ideolojinin öncü isimlerinin sermaye gruplarının yayınlarında kalem oynatmaları ve önemli miktarda telifler karşılığı muhtevasız şiir ve metin üretmeleri ideolojik sesleri önemli ölçüde törpüledi. Hürriyet Gösteri ve Milliyet Sanat gibi dergiler bu dönemde ilgi çeken yayınlar arasında sayılabilir. Bu yıllarda müstehcen yayın gerekçesiyle poşetlerde satılan Erkekçe nam bir dergide Üstat Necip Fazıl’la yapılan bir söyleşi de oldukça ilginç bir tercihti. Yine milliyetçi – muhafazakâr çevrelerin o dönemde darbeci kadrolarla uzlaşarak Türk-İslam Sentezi gibi melez bir düşünce ortamı oluşturma çabaları da garipsenecek bir çıkıştı.

II.
Tanzimat’la birlikte Batı'nın bir ürünü olarak hayatımıza giren dergiler, basın tarihi içinde yer almakla birlikte gazeteler kadar ilgi görmediler ve özellikle siyasî çevrelerin iltifatına mazhar olamadılar. Bunun gerekçelerine bakıldığında dergilerin ve dergicilerin daha bağımsız ve aykırı durduklarına tanıklık ederiz. Bir başka gerekçe de şu şekilde ortaya konulabilir. Gazeteler daha çok sermaye sahipleri, siyasi ilişkileri güçlü ve o çevrelerle iş birliği yapmaya açık tecrübeli kişiler tarafından yapılırken dergiciler çoğunlukla genç, tecrübesiz, ekonomik birikimleri sınırlı ama söyleyecek sözü olduğuna inanan serazat kişi ve kişilerce yayımlanmıştır. Bu tespit üzerinden meseleye bakıldığında gazetelerin posta ile birine ulaştırılması tutarı ile derginin ulaştırılması tutarı arasında onlarca kat fiyat farkı var. Gazeteler bir liralık pulla gönderilirken dergiler on liralık pulla bile gönderilememektedir.
Dergi ve dergicilikle ilgili zaman zaman yazdığım metinlerde de değindiğim üzere dergiler serazat düşüncelerin, hesapsız tanıklıkların, genç ve derdi olan yazarların yaşadıkları tarih kesitlerine yaptıkları tanıklıkları açıklıkla ifade ettikleri yayınlardır. Dergileri holding, banka, sermaye grupları içine taşıyıp yüksek teliflerle metin yazdırmaya başladığınızda 1980 sonrası sol düşünce çevrelerinin maruz kaldığı fikrî sefalete süratle yuvarlanırsınız. Müslüman çevreler de (belki de haklı olarak) bu tarihî dönüşümü muhafazakâr sermaye çevreleri dergilerinde yazarak yaşamaya başladılar. Ekonomik ve yayın dağıtım gücünü uhdelerinde bulunduran çevrelerin yayınlarında kurumun reklam ve okuyucu pastasını da paylaşan dergiler zaman içerisinde pervasızlaşarak ve muhtevada dejenerasyona uğrayarak varlıklarını sürdürürken; bağımsız dergiler sürekli kan kaybetmeye devam etmektedir. Kültür, sanat ve edebiyatı yaşatmak ve gelecekte o büyük sermaye çevrelerini besleyecek genç yazarları yetiştirmek üzere kamu adına festivalcilik oynayanlar biraz da dergilere destek vererek ve kargo/gönderme ücretlerini, gazete gönderme fiyatıyla eşitleyerek iyi bir iş yapabilirler.
Genel olarak ticari olmayan/olamayan dergiler yayımlandıkları dönemin sanat, düşünce, edebî, fikrî ve siyasî ortamına dair birçok bilgi ve veri barındırır. Dönemin sosyolojik ve toplumsal değişimleri üzerine daha çok dergicilerin düşündüğüne ve vardıkları sonuçları samimi olarak yazdıklarına tanıklık ederiz. Aklı başında hiçbir dergi yazarı her konuda uzman televizyon konuşmacılığına yönelmez. Akademi çevrelerinde yapılan tez çalışmalarının ekserisi dönem ve dönem dergilerine dair çalışmalardır. Çünkü dergilerin ahlaki ve soylu bir direniş damarı vardır ve tüm imkânsızlıklara rağmen yaşamaya ve/veya bazı serdengeçtiler vasıtasıyla yaşatılmaya devam edilecektir.
**
Dil ve Edebiyat dergisinde de zaman zaman yazı ve şiir yayımlayan sevgili Hüseyin Baykuş’un dünya günlüğünü tamamladığı haberini İbrahim Halil Çelik ağabeyden aldım. Bir süre sessiz kaldık. Bir yazı yazmasını rica ettim. O da birkaç yazı ve bir şiirle buna karşılık verdi. Hüseyin Karakuş’a rahmet, aile efradına sabrı cemil diliyoruz.
**
Karabağ’ın Ermeni işgalinden tamamen temizlendiği Eylül 2023’te Ganire Paşayeva da son yolculuğuna çıktı. İlk kez derneğimizin Maraş şubesinin açılışında karşılaşmıştık. Coşkulu ve güçlü bir kavrayışa sahipti. Derdi ve davası vardı. Her sözü dosdoğru ve apaçık söylerdi. Son olarak 2022 yılında Bakü Meclisi’nde bizi misafir etti. Yolu ve yolculuğu mübarek olsun. Allah rahmet etsin.

 

Üzeyir İlbak