EKREM ERDEM, HOLLANDA’DA 2. TÜRK DİL BAYRAMI’NDA KONUŞMA YAPTI
Hollanda’daki Kuşaktan Kuşağa Vakfı’nın bu yıl ikincisini düzenlediği Türk Dil Bayramı, Rijswijk’te, yüzlerce kişinin katılımıyla tam bir kültür ve dil şölenine dönüştü. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Genel Başkanı Ekrem Erdem, etkinlikte “Dilimiz Kimliğimizdir” başlıklı bir konuşma yaptı.
Dil, kültür ve kimlik bilincinin vurgulandığı Rijswijkse Schouwburg’daki etkinliğe Dış İlişkilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Faysal Atmaca, Genel Sekreteri Cemal Özdemir, Yönetim Kurulu Üyeleri Eyüp Taşkıran ve Filiz Ferhatoğlu, Proje Koordinatörü Emine Bayburt, Proje Asistanı Eslem Nisa Atmaca katıldı.
Programın sunuculuğunu Deniz Sezer yaptı. Sezer, program boyunca Türk Dil Bayramı’nın anlam ve önemine dair kısa bilgiler verdi. Program, İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından Türk Dil Kurumu belgeseli gösterildi ve bu sırada salonda duygusal anlar yaşandı.
GENEL BAŞKAN EKREM ERDEM’İN TARİHÎ ZİYARETİ
Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Genel Başkanı Ekrem Erdem, gecenin en önemli misafirlerinden biri olarak gösterilirken “Dilimiz Kimliğimizdir” başlıklı konuşması dikkatle takip edildi. Özel davetli olarak etkinliğe katılan Genel Başkan Erdem, Türk dilinin önemini ve korunmasının gerekliliğini anlattı. Türk dilinin ulusal kimliğin temel bir unsuru olduğunu belirten Genel Başkan Erdem’in sunumu, katılımcılar tarafından yoğun ilgiyle karşılandı. Türk dili için yapılan kapsamlı etkinliği takdir ettiğini dile getiren Erdem, samimi teşekkürlerini sundu.
TDED Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Faysal Atmaca, dilin önemini şiirsel bir dille anlatarak Türkçenin diaspora toplulukları için arz ettiği önemi vurguladı. Programın anlam ve önemine dikkat çeken bir konuşma yapan Atmaca, Türkçe gayretleri için Vakıf yöneticilerine teşekkür etti. Program sonunda bilgi yarışmasının kazanlarına TDED dergileri hediye edildi.
BİR BUÇUK YAŞINDAKİ FİDAN KÖKLENİYOR
Vakfın kurucularından ve Yönetim Kurulu Başkanı Fehmi Uzun, açılış konuşmasında, vakfın daha yeni kurulmasına rağmen önemli işler başardığını söyledi. Başkan Uzun konuşmasında, “Aralık 2024’te yola çıktık, Türkçemizi yaşatmak, korumak ve gelecek nesillere aktarmak için. Bu kısa zamanda dördüncü büyük Türkçe etkinliğimizi yapmanın gururunu yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Fehmi Uzun, vakfın kurucu üyelerinden gazeteci Sedat Tapan ve Yavuz Nüfel’e, ayrıca Aysel Özbakan, Hülya Salman, Sema Balcı ve Nurten Akkaya, Güler Bahar, Aynur Arıkan gibi değerli gönüllülere ve sponsorlara teşekkürlerini iletti.
1277’DEN 2026’YA UZANAN TÜRKÇE YOLCULUĞU
Etkinlikte, 13 Mayıs 1277’de Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçeyi resmi dil ilan eden tarihî fermanı da anıldı. “Bugünden sonra divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır” sözleri salonda büyük alkış aldı. Görüşmelerde, özellikle Hollanda’daki yeni neslin Türkçe ile bağının devam etmesinin çok önemli olduğu vurgulandı. “Dil öğretmek ayrı bir şey, dili sevdirmek bambaşka bir şey” mesajı, etkinlik boyunca öne çıkan ana tema oldu.
ANA DİL EĞİTİMİ MESAJI DİKKAT ÇEKTİ
Programda yapılan değerlendirmelerde, Hollanda’da anadil eğitiminin sona ermesinin Türk toplumu için önemli bir eksiklik olduğu belirtildi. Konuşmacılar, çocukların anadillerini sağlam bir şekilde öğrenmelerinin, başta Felemenkçe olmak üzere diğer dilleri edinmelerine de olumlu katkı sağladığını ifade ettiler. Sivil toplum kuruluşlarının iş birliği içinde hareket ederek anadil eğitiminin yeniden gündeme getirilmesi gerektiği vurgulandı, yakın gelecekte bu konuda sivil toplum kuruluşlarıyla kapsamlı istişare toplantıları düzenleneceği belirtildi.
“BABASININ ESPRİSİNE GÜLMEYEN BİR NESLE RAZI MI OLACAĞIZ?”
Gecenin en dikkat çeken bölümlerinden biri ise yapılan duygusal konuşmalar oldu. Katılımcılara yöneltilen şu sözler salonda derin etki bıraktı: “Babasının esprisine gülmeyen, anasının feryadını hissetmeyen, ninesinin öğüdünü anlamayan bir nesle razı mı olacağız?” Bu sözler uzun süre alkışlandı.
TÜRKOLOGLAR VE KÜLTÜR İNSANLARI SAHNEDEYDİ
Program dâhilinde, Türkolog Erol Samburkan, Türk dilinin tarihsel evrimi üzerine değerli analizler sundu. Sanatolia sanat ekibinin sahnelediği “Mehmet Bey Fermanı” gösterisi ve atasözleri temalı performanslar büyük beğeniyle karşılandı. Doğu Türkistanlı ve Azerbaycanlı sanatçıların sergilediği performanslar izleyicilerden tam not aldı. Kültürel birlik mesajlarının ön plana çıktığı gösteriler sık sık alkışlarla kesildi. Gazeteci-yazar Yavuz Nüfel tarafından gerçekleştirilen şiir dinletisi de geceye duygu dolu anlar kattı.
SAZLAR ADETA KONUŞTU
Gecenin ikinci bölümünde sahne alan İlker Bey öncülüğündeki yaklaşık 40 kişilik saz ekibi salonu adeta büyüledi. Çanakkale Zaferi temalı eserler seslendirilirken salonda büyük alkış tufanı koptu. Türk bayraklarıyla yapılan görsel şov sırasında salon kırmızı-beyaza büründü. Katılımcılar hep birlikte marşlara ve türkülere eşlik etti. Özellikle Semih Arıkan ve ekibinin seslendirdiği “Bir Başkadır Benim Memleketim” şarkısı geceye damga vurdu. Salondaki yüzlerce kişi şarkıyı hep bir ağızdan söyleyerek adeta bayram havası oluşturdu.
KÜLTÜREL KATILIM DİKKAT ÇEKTİ
Programın ikinci kısmında, T.C. Amsterdam Başkonsolosluğu Eğitim Ataşesi Sayın Tamer Kuzucu sahneye teşrif ederek, Türkçenin iletişim ve kültürel kimlik bağlamındaki kritik önemine dair değerli mesajlar iletti. Konuşmacılar, Hollanda’da ana dille eğitimin kaldırılmasının “yıllardır kalbinde kanayan yara” olduğunu, ancak uzmanlarca bilinen bir gerçeğe işaret etti: “Bir çocuk kendi ana dilini ne kadar iyi bilirse, Hollandacayı da o kadar iyi öğrenir.” Bu çerçevede, tüm sivil toplum kuruluşlarının (STK) el ele vererek ana dille eğitimin tekrar gündeme alınması için ortak çaba göstermesi gerektiği vurgulandı. Yakında STK’larla bir araya gelerek bu konuyu istişare etmek planlanıyor.
Etkinliğin kapanışında, sahne alan tüm sanatçılar ve organizasyon ekibi bir araya gelerek toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirdi. Katılımcılar, gecenin sonunda salondan büyük bir memnuniyet ve gurur hissiyle ayrıldı.
Kuşaktan Kuşağa Vakfı tarafından düzenlenen 2. Türk Dil Bayramı, Hollanda’daki Türk toplumunun ana diline ve kültürel değerlerine bağlılığını bir kez daha güçlü bir şekilde sergiledi.
Kaynak: