Olağan Şiir (48. Sayı)
Dergi Ücreti : 16 ₺
Sunuş
AYKUT NASİP KELEBEK
Son dönem şairlerimizin sosyo-ekonomik vaziyetlerine dair elimizde -en azından bizim gördüğümüz kadarıyla- herhangi bir istatistiki çalışma yok, ancak panoramik bir bakışla belli birtakım yorumlarda bulunmak mümkün görünüyor. Ekonomik olarak görece güçlü ailelerde doğan, mesleki kariyer anlamında iyi noktalara gelen, hareket kabiliyetleri itibariyle dünyaya daha bir entegre olmuş şairler şiiri sürdürme hususunda yeterince motivasyona sahip olmuyor ya da mevcut motivasyonunu bir noktadan sonra yitirmeye başlıyor; kabaca orta-alt sınıftan gelenler ise şiir yazma konusunda motivasyona sahip olsa da ekonomik sebeplerden ötürü kendini entelektüel anlamda yeterince geliştiremiyor ve dolayısıyla şiirde kendinden beklenen ilerlemeyi sağlayamıyor.
Hesap aslında gayet basit: Sanatta ilerleyebilmek için hem kendinizi besleyecek işlere -kitap okumak, yabancı dil öğrenmek, film izlemek, seyahat etmek vs.- hem de geniş çaplı üretimlere ayıracak zamanınızın olması gerekiyor. Bu zamanın elde edilemediği vasatta ortaya çıkan şey de hem tek tek şairler hem de bütün bir şiir ortamı açısından bunalım oluyor. Genç şairler şiir için yeterince vakit bulamamaktan şikayetçi. Meslek edinmenin, memuriyete girmenin, toplumsal hayatta konum edinmenin geçmişe kıyasla zorlaştığı yahut daha fazla vakit-efor istediği bir tarihsel kesitteyiz; şiir de haliyle bütün bu parametrelerden payına düşeni alıyor. “Eğitimsizlik” hem şiirin hem şiir ortamının aleyhine bir gerçeklik olarak önümüzde duruyor. Girişte de söylediğimiz gibi, bunlar panoramik birtakım gözlemler… Bu gözlemlerin sağlıklı verilere dönüşmesi için kapsamlı bilimsel araştırmalar gerekiyor.
Burada açtığımız türden konulara ilgi duyanlar için çalışma konusu çok: Mesela cumhuriyet dönemi ya da İkinci Yeni şairlerinin eğitim seviyesi ve hatta aldıkları eğitimin kalitesiyle günümüz şairlerinin bu bağlamdaki durumu da çalışma konusu edilebilir. Çünkü araziden bir gözlemle söylemek gerekirse, genç şairlerin -elbette yukarıda andığımız problemlerle irtibatlı olacak şekilde- kültürel gelişim süreçlerinde de birtakım çıkmazlar, marazlar, gedikler bulunuyor. Bu şartlar içerisinde şöyle bir soru yöneltilebilir: İlk gruba giren şairlerin farklı, ikinci gruba giren şairlerin farklı koşulları var; peki şiiri kim yazacak, Türk şiirinin geleceğini kim inşa edecek? Sorunun cevabını bu tip sınıflandırmaların ötesinde aramak, tartışmayı sınıflamaların dışında yapmak belki de daha doğru olur. Çünkü şiir, biraz da sınıfların ve sınıflandırmaların duvarını aşan ve kendi istisnailiğini inşa edebilenlerin sanatıdır.
Gelecek sayımızda görüşmek üzere.